05.08.2020 - Çekmeköy Web Portalı & Firma Rehberi &Çekmeköy Haber

MESİRE ALANI OLARAK ÇEKMEKÖY

MESİRE ALANI OLARAK ÇEKMEKÖY

Mesire, gezinti ve gezilecek yer anlamına gelir. Eğlenme ve dinlenme insanların doğal ihtiyaçlarındandır. İnsanoğlu tarih boyunca her zaman yeni ve farklı arayışlar içinde olmuştur. Bu arayış serüveni içerisinde eğlenme ve dinlenme anlayışı da içinde bulunulan coğrafyaya ve zamana göre değişerek devam etmiştir. Geçmiş dönemlerde yaşanan eğlence türleri günümüzdeki eğlence türleriyle kıyaslanamaz. Çünkü günümüzdekilere göre oldukça değişik ortam, zaman ve imkânlarda yapılmıştır. Günümüzdeki imkân ve şartlarla geçmişteki şartlar ve imkânlar arasında çok önemli farklılıklar vardır.

Eskiden halkın rağbet ettiği eğlence yerlerinin en önemlilerinden biri mesirelerdi. Baharın gelmesiyle birlikte tabiattaki canlanma, halkı da harekete geçirir ve mesireler âdeta insanların akınına uğrardı. Mesirelere rağbet Lale Devri’nde (1718-1730) başlamış olmakla beraber II. Mahmud (1808-1839) ve Abdülmecid dönemlerinde (1839-1861) genişlemiş, II. Abdülhamid döneminde (1876-1909) ise yaygınlık kazanmıştı. Şirket-i Hayriye’nin faaliyete geçmesiyle beraber Boğaziçi mesireleri, diğer mesirelere göre daha fazla tercih edilirdi.

Mesirelerin kimisine suları için, kimisine de manzarası için gidilirdi. Bazı kişiler, mesirelerin zevkine varabilmek için bir günde üç, hatta dört mesireyi dolaşırlardı. Bu mesirelerin birinde öğle yemeği yenir, diğerinde ikindi gezintisi yapılırdı. Üçüncüsünde de akşam yemeği yenildikten sonra sandalla mehtap gezintisine çıkılırdı. Gezinti yerlerinde erkekler ağaç altlarında, su başlarında otururlar, kadınlar ise daha çok arabayla etrafı gezerlerdi.

İstanbul halkının en çok rağbet ettiği mesirelerin başında Kâğıthane Mesiresi gelmekteydi. III. Ahmed döneminde (1703-1730) ve özellikle Lale Devri’nde Kâğıthane Mesiresi, İstanbul’daki eğlencelerin merkezi haline gelmişti. Patrona Halil Ayaklanması ile buradaki eğlence dönemi kapanmış, III. Selim ve II. Mahmud dönemlerinde tekrar şenlenmeye başlamıştı.

Göksu Mesiresi, II. Abdülhamid dönemine kadar yüksek rütbe sahiplerinin, şehzadelerin ve aristokrat kesimin eğlence yeri olmuş, II. Abdülhamid döneminde ise halk da devam etmeye başlamıştı. Evliya Çelebi, Göksu’dan bahsederken buranın “âb-ı hayat” misali bir nehir olduğunu ve yüksek ağaçlarla süslü bulunduğunu söyler. Göksu’nun mevsimi, Kâğıthane’nin aksine yazın sıcak aylarında başlayıp sonbahara kadar devam ederdi. Göksu Mesiresi’nin en meşhur dört unsuru mısırı, patlıcanı, testisi ve panayırı idi. Çayıra sıra sıra kurulan kazanlarda mısırlar kaynatılır, uzun maşalarla çekilip tuzlanarak bilhassa çocuklara satılırdı. Çayırın gerisindeki salaş tiyatrolarda cuma ve pazar günleri tuluat kumpanyaları oyunlar oynar, bazen de meydanda sergilenen ortaoyunu izleyicilere hoşça vakit geçirtirdi. Göksu Mesiresi, II. Abdülhamid döneminin sonundan itibaren bozulmaya başlamış ve II. Meşrutiyet’in ilanıyla beraber eski canlılığını kaybetmişti.

Küçüksu Mesiresi, Göksu’nun bir devamı olarak kabul edilirdi. Akşam yaklaşınca, Göksu’daki kalabalık olduğu gibi Küçüksu’ya geçerdi. Buralardaki âlemlere halkın yanı sıra edebiyatçılar ve sanatçılar da katılırdı.

Beykoz Mesiresi’nin kuruluşu Fatih Sultan Mehmed dönemine (1451-1481) kadar uzanır. IV. Murad (1623-1640) burada cirit oynamayı ve avlanmayı çok severdi. Çıraklıktan kalfalığa, kalfalıktan ustalığa yükselmeyi sembolize eden “peştemal kuşanma” törenleri de uzun yıllar bu mesirede yapılmıştı. Temmuz ve ağustos aylarında, mesirenin önemli bir bölümü olan Yuşa Tepesi’ne ziyaret ve gezme maksadıyla çıkılırdı.

Büyükdere Mesiresi, Evliya Çelebi’nin belirttiğine göre daha II. Selim döneminde (1566-1574) vardı. Bu mesire, daha çok yabancıların dikkatini çekmiştir. İstanbul’a gelen bütün gezginler, bu mesireyi muhakkak ziyaret etmişlerdir. II. Mahmud, 1829 Kurban Bayramı muayedesini bu mesirede gerçekleştirmiştir. 19. yüzyılın ikinci yarısında Şirket-i Hayriye vapurları cuma ve pazar günleri bu mesireye akın akın insan getirirdi.

Büyük Çamlıca Mesiresi, pazar günleri gidilen bir mesireydi. Ziyaretçiler önce Çamlıca’ya gelirler, buradan Bağlarbaşı bölgesine arabalarla inerlerdi. 1867’de Bağlarbaşı’nda açılan Belediye Bahçesi, halkın en çok uğradığı yerler arasındaydı.

Çekmeköy bölgesinde bulunan Kayışdağı, Alemdağ, Taşdelen mesire alanları saray efradının ve yüksek mevkideki idarecilerin yanı sıra, İstanbul halkının da en çok sevdiği yerlerdendi. Samiha Ayverdi’nin tespitlerine göre Çekmeköy bölgesindeki mesire eğlenceleri şöyle olurdu:

“Tiyatro kumpanyaları, at cambazları, seyyar kukla, pandomim sahnelerinden başka, incesaz takımları ve yetmiş seksen arabanın katılımıyla yapılan Alemdağı eğlenceleri bambaşkaydı. Yalnız Çamlıca değil, Erenköyü, Göztepe gibi civar sayfiyeler bir Alemdağı safâsına karar verdiler mi, on gün önceden tellallar bağırtılarak etraf haberdar edilir, eğlencelere katılmak isteyenler de ilk iş olarak, arabalarını tutar, yemek sepetleri, dondurma kutuları ve diğer ihtiyaçlar için gerekli araç gereçler yerleştirilir, güneş doğmadan iki saat önce de Muhacir Köyü’nde toplanma başlardı.

Arasına hânende ve sâzende arabaları da katılan kafile tamam olunca yola çıkılırdı. Dudullu’ya varıldığı zaman henüz güneş doğmamış olurdu. Sabâhî’den söylene gazeller, ovaları yaşmaklıyan sislerin içinde erir; serin, nemli, çekingen tabîatte, bir genç kız ürpertisi göze çarpardı. Bu tâze, şeffaf ve yarı uyanık tabîat, ateşli ve engin arzûlara henüz yol vermemiş, her gönülde bir cesâretsiz iştiyak, her yürekte bir mâsum çarpıntı vardır. Henüz bakışlar, tavâf edeceği çehreleri seçmemiş, henüz âvâre bir yalnızlık içinde kaynaşmamış rûhlar, karârını bulamamıştır.

Tabîat gibi insanlar da dinler, düşünür, bekler, umar, hazırlanır. Amma gün, dağların ardından ezelî yangınını yakmaya başlarken, artık geceden kalma bu melâl, rûhları eteğinden tutan bu bâkir vahşet de yavaş yavaş erir ve yolu bir baştan bir başa kesen ağır tempolu arabaların içinde ilk coşkunluk heveslerinin kıpırtıları başlardı. O zaman, sazın ve şarkıların da âhenkliği değişir, az evvelki mahzun yalvarışlardan, şiddetli arzûların şaşırtıcı havasına geçilir, böylece de bir zevk tütsüsünün ilk buharı başlara vurmaya başlardı. Bu, seviye ve görgüde kemalli sınıfın eğlencelerinde asla kavga gürültü olmaz, arada ayarı bozuk kimseler bulunsa da, çoğunluğun baskısı altında şahsî meyillerini ortaya koyamaz, umûmî âhenge ayak uydururlardı.

Öğle zamanında Alemdağı’na varılır; kısa ve zevkli bir kargaşalıktan sonra her aile, oturacağı ağaç altını seçer, halılar seçilir, sepetler, küfeler indirilir, boş hasırlar Taşdelen’den doldurulur, yemekler yenir, gene arada sazlar, sözler, oyunlar, eğlenceler, gözden göze uçan sevdâ nâmeleri gider gelir; gün ilerleyip akşamcılık başlasa, arzular çakmak taşı gibi bir birine çarpsa da, bir küçük müdâhele bir yan bakış kâfilenin bozulmak üzere olan âhengini derhal iâde eder; sular kararmadan dağlarda bekçiler gezerek hareket zamânını haber verir, kafilenin tamam olduğu anlaşılınca da arabalara binilir ve bu defâ da, gecenin kollarına düşen bu insanlar, köşekapmaca oynayan çocuklar gibi, zevkten zevke koşmaktan külçeleşmiş olarak, ancak gece yarısından sonra evlerinin, köşklerinin kapısından içeri girerlerdi”.

Tıpkı geçmişte olduğu gibi günümüzde de Çekmeköy bölgesindeki Alemdağ, Koçullu, Ömerli, Sırapınar ve Hüseyinli’de mesire ve eğlence yerleri bulunmakta ve ilgi çekmeye devam etmektedir. Buralar temiz hava, doğal güzellikler ve dinlenme açısından piknikçilere güzel fırsatlar sunmaktadır. Piknik ve mesire alanlarında her türlü böcek ve kene tehdidine karşı Çekmeköy Belediyesi tarafından tüm önlemler alınmaktadır.

Mesela, 52 dönüm arazi üzerine kurulmuş olan Alemdağı mesire alanı ve Ömerli’deki Beykent Koşullu mesire alanlarında piknikçiler kendi getirdikleri malzemeler ile aileleriyle birlikte hoş vakit geçiriyorlar. Karadeniz ve Marmara hava ikliminin kesiştiği noktada bulunan Alemdağ mesire alanı temiz havası ile gözde yerlerden olup iki etaptan oluşuyor.

Bireysel piknikler için ücretsiz olan alan dernek organizasyonları için cüzi bir miktar karşılığında kiralanıyor. Güvenlik görevlisinden temizlik görevlisine kadar birçok kişinin görev yaptığı Alemdağ mesire alanı piknikçilerin su ihtiyacını doğal kaynak suyuyla karşılıyor. Stres atmak, ailesiyle güzel bir gün geçirmek isteyenleri en iyi şekilde ağırlamaya çalışan mesire alanı, gelen misafirlerine park sorunu da yaşatmıyor.

çekmeköyde satılık daire
BU KONUYU SOSYAL MEDYA HESAPLARINDA PAYLAŞ
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ