21.10.2020 - Çekmeköy Web Portalı & Firma Rehberi &Çekmeköy Haber

Korona Virüsü Sonrası Psikolojik Risk Dönemi

Korona Virüsü Sonrası Psikolojik Risk Dönemi

 Salgın bizi alarma geçirdi

İnsanoğlu için hayatta kalabilmek en temel motivasyon kaynağıdır. Tehlike ve tehdit durumlarında kendimizi korumaya ve hayatta kalmaya programlanmış canlılarız. Bizim için varlığımızı, sağlığımızı tehdit eden bir durum söz konusu olduğunda stres faktörü devreye girmektedir. Bilinmezlik duygusu kişide yoğun bir kaygıya sebep olur, yaşamsal riskler korku yaratır ve bunlar kişileri paniğe sürükler.

Son aylarda hayatımızdaki planları farklı bir yöne sürükleyerek bizi pek çok anlamda etkileyen korona virüs ile derin bir mücadele içindeyiz. Bu mücadele, hem psikolojik hem de fiziksel sağlığımızı etkileyerek bize yeni “normal” tanımlamaları sundu. Daha sık ellerimizi yıkadığımız, sevdiklerimizle mesafeli görüşmeler gerçekleştirdiğimiz ve özellikle kalabalık ortamlarda “kaygı” yaşadığımız bir düzenin içine adapte olduk. “Normalleşme” dendiğinde belki eski hayat düzenimize dönmeyi umduğumuz ancak çok daha farklı bir düzene “merhaba” dediğimiz bir noktaya vardık. Bu dönemde aldığımız tedbirleri belki de “takıntı” olarak nitelendirdik, kendimizi sorguladık. Sık sık haberleri takip ederek kaygılandık ve normalleşmeye adapte olmak için çabaladık.

Normalleşmeye adım attığımız günlerde psikolojik rahatsızlıklara yatkınlığı olan bireylerin ve bu süreçte travmatik bir durum deneyimleyenlerin kaygı bozukluğu, travma sonrası stres bozukluğu ve depresif bozukluklar gibi hastalıklara yakalanma ihtimalinin artacağını öngörmekteyiz. Öte yandan, bu süreçte kişilerin evde geçirdiği zamanın artmasıyla birlikte aile içi çatışmaların da daha sık yaşanılacağı düşünülmektedir. Şimdilerde olduğumuz noktada ise hem tedbirleri elden bırakmamak hem de kendimize ve çevremizdekilere olan kaygımızı sağlıklı bir şekilde yönetmek için sürekli olarak yeni gelişme arayışında olmaktansa belirli aralıklarla gündemi takip etmek, var olan kaygının olması gereken düzeyde kalmasına yardımcı olacaktır.

Bu süreçte kaygı ve yeni düzene karşı adaptasyon sorunları yaşamamız oldukça normaldir. Kaygılı, endişeli, panik bir halde hareket etmek beynimizde kortizol dediğimiz bir hormonun salınımına yardımcı olur. Kortizol bağışıklık sistemini zayıflatıp sizi bulaşıcı hastalıklara yatkın hale getirir. Bu durumu kontrol altına almaya yardımcı olacak durum ise; yavaş hareket etmektir. Çünkü yavaş hareket etmek beynimizin savaş-kaç mekanizmasını yani ilkel beyinden mantıklı beyine taşımamızı sağlar. Yavaş yürümek, yavaş konuşmak, yavaş yemek yemek kortizol salgısını baskılayarak endorfin salınımı aktive eder.

İçinde olduğumuz durumu felaketleştirmekten ziyade alacağımız tedbirler doğrultusunda değişebilen iş veya eğitim yaşamımızı, aile içi ilişkilerimizi ve sosyal hayatımızı kabullenmeliyiz. Herhangi bir zorluk yaşamadan bu günleri geçirme isteğimize tutunurken, her birimizin daha önce karşılaştığı zorlukları ve yaşadığımız dönemin de bunlardan biri olduğunu hatırlamalıyız. Hayatın tamamı, gerekenler yapıldığı takdirde mükemmel olmaya yönelik kendiliğinden gelişen bir süreçtir. Bu süreçte elimizde olmadan yaşananlar için eskiye dönme çabasıyla güç kullanıp olumsuz duygular geliştirmek yerine, düzenin eninde sonunda eskiye döneceğini bilerek hayatın doğal bir şekilde akmasına izin vermeliyiz.

Klinik Psikolog Aycan Koç

Özel Florya Hastanesi

çekmeköyde satılık daire
BU KONUYU SOSYAL MEDYA HESAPLARINDA PAYLAŞ
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ